beyaz esya servisiizmir evden eve nakliyat
 

FENOMEN

Felsefe Dünyası

  • Yazı boyutunu yükselt
  • Varsayılan yazı boyutu
  • Yazı boyutunu düşür
hd film izle film izle demirdöküm demirdöküm servis bosch servis vaillant servis eca servis ariston servis

Nicolai Hartmann

E-posta Yazdır PDF


"Tinsel varlığın özü, tüm görünüm biçimleriyle, derinden gizemlidir."

Das Problem des geistigen Seins (1933)

  • Nicolai Hartmann20 Şubat 1882’de Riga’da doğdu.
  • 1902-03 arasında Dorpat’ta (Estonya) tıp öğrenimi gördü. 1903’den itibaren St. Petersburg’da, 1905’den itibaren Marburg’da felsefe ve klasik filoloji okudu. 1907’de doktorasını yaptı.
  • 1909’da Marburg’da profesör unvanını aldı.
  • 1920-25 arasında Marburg’da felsefe profesörü.
  • 1925-31 arasında Köln’de felsefe profesörü.
  • 1931-45 arasında Berlin’de Ernst Troeltsch’ün kürsüsünde felsefe profesörü.
  • 1945-50 arasında Göttingen’de felsefe profesörü. 1950’de emekli oldu.
  • 9 Ekim 1950’de Göttingen’de öldü.

Eserleri

  • Platons Logik des Seins (1909)
  • Philosophische Grundfragen der Biologie (1912)
  • Grundzüge einer Metaphysik der Erkenntnis (1921)
  • Ethik (1926)
  • Das Problem des geistigen Seins. Untersuchungen zur Grundlegung der Geschichtsphilosophie und der Geisteswissenschaften (1933)
  • Zur Grundlegung der Ontologie (1935)
  • Möglichkeit und Wirklichkeit (1938)
  • Der Aufbau der realen Welt. Grundriß der allgemeinen Kategorienlehre (1940)
  • Philosophie der Natur. Abriß der speziellen Kategorienlehre (1950)

Etkisi

Filozof Nicolai Hartmann Yeni-Kantçılığın merkezi Marburg Okulu’nda yetişti. Marburg’daki Yeni-Kantçılar Kant’a dayanarak kendilerini idealist sistem felsefesine karşı çıkan katı bir bilgi ve bilim kuramına adamışlardı 1925 yılına dek Marburg’da ders veren Hartmann kısa süre sonra Yeni-Kantçılıktan uzaklaşarak son derece metafizik bir disipline, Yeni-Kantçılara olabildiğince uzak bir alan olan ontolojiye ya da varlıkbilime yöneldi.

Yeni-Kantçı düşünce disiplininin mirasçısı olması beklenen pek çok düşünürün felsefe çalışmalarının odak noktasına varlığı yerleştirmeleri şaşırtıcıdır. "Varlık düşüncesi"nin büyük üstadı Martin Heidegger’in hocası Husserl’den devraldığı bir şey vardı: Varlığı düşünmek için özel bir düşünme yaklaşımına sahip olmak gerekiyordu, Heidegger’de Husserl’de olduğundan çok farklı bir anlamda olsa da, bu düşünme biçimi varlığı bilimsel-rasyonel kavramlardan ve felsefi önyargılardan uzak tutuyordu. Husserl’in, Max Scheler ve Nicolai Hartmann’ın üyelerinden olduğu filozof kuşağını –ve ex negativo Heidegger’i de– derinden etkileyen fenomenoloji yönteminin özü, bilgi kuramcısının sahteleşmemiş, hakiki görüngüye ulaşmak için kullanacağı o spesifik "yaklaşım" idi. Örneğin doğa bilimlerinin kavramsal olarak başından kabul edilmiş olması sahteleştiriciydi. Husserl’in yaklaşımına benzer biçimde Hartmann’ın amacı da doğa bilimlerinin etrafında geniş bir daire çizerek tüm kavramların önündeki dolaysız gerçekliğe ulaşmaktı. Hartmann bir ontoloji geliştirdi ve bunun için antikçağ filozoflarının tasarımlarından da yararlandı. Fakat Hartmann’ın ontolojisi Aristoteles’inki gibi bir öz ontolojisi değildi. Hartmann’ın ontolojinde şeylerin özü değil, görünen gerçeklik ele alınıyordu. Bir "realist ontoloji"den söz edilmesinin nedeni de budur.

Günümüzde varlık üzerine felsefe yapmak hayli demode olmuştur. Bunun tek nedeni, varlık sorunsalını arka plana atan ve somut olmayan mikro dünyaları ele alarak somut gerçekliği çok gerilerde bırakan doğa bilimlerinin muazzam gelişimi değildir. Bir nedeni de, dolaysızlığa ve esaslığa olan inancını bugün artık paylaşamadığımız o felsefe dilidir.

 

İSLAM FELSEFESİ

DİĞER DÜŞÜNCE SİSTEMLERİ